|
celal akcanwrote:
Dumanlar içinde hasıra sarılmış gencecik bir beden...
Adı; Zübeyr bin Avvam (ra)Suçu: Müslüman olmak Yaşı: Henüz onbeş İşkence yapan: Öz bir amca Kesik kesik öksürükler içinde zulüm kokan bir ses yayılıyor etrafa. - Muhammed’in Rabbini inkar et! Seni bu işkenceden kurtarayım. Cevap bir meydan okumadır sanki:- Hayır. VALLAHi asla küfre dönmem. Bir şehâdettir bu ölümü hiçe sayan. Bu şehâdet, dumanla birlikte yükselirken semaya, ateş bir kez daha körüklenir zalimce. Bir zülümdür bu, amca merhametinin de üstünde olan.. *** İdam sehpasında bir kahraman...Adı: Hubeyb bin Adiy (ra) Suçu: Müslüman olmak ALLAH Resûl’ü Kureyşle ilgili bilgi toplamak istiyor. Âsım bin Sâbit (ra) başkanlığında on kişi toplanıyor. İçlerinde O da var. Hassan bin Sâbit (ra) şiirinde şöyle sesleniyor ona: “Ey ensarın ortasındaki şahin! Yumuşak huylulukta pırıl pırıl olan.” Asım bin Sabit ve sekiz arkadaşı yolda yüz okçunun hedefi olup, şehit oluyorlar. Hubeyb bin Adiy ve arkadaşı Mekke de esir pazarında...İntikam ateşleri içinde yanan el Haris oğulları bu isme hiç de yabancı değiller.Karar: Ateşle işkence El Haris’in kızı telaş içinde Mekke sokaklarında bağırıyor.-VALLAHi O’nu elinde büyük bir salkımdan üzüm yerken gördüm. Halbuki o zincirle bağlı hem Mekke’de bir üzüm tanesi bile yok.Her şeye rağmen gözleri önünde i’dam sehpaları hazırlanıyor Hubeyb binAdiyy’in. Mızraklar bilenmiş her şey hazır.Dilinde bir duâ: “ALLAH’ım, biz peygamberin risaletini tebliğ ettik. Bize yapılanları O’na ulaştır.”.... Ve mızraklar Hubeyb’in vücudunda.. *** Müslüman olacağını rüyasında gören bir genç...Adı: Hâlid bin Said (ra)Suçu: Müslüman olmak Ay ışığının aydınlattığı karanlık bir oda...Köşeye sinmiş, aç, susuz ve dövülerek işkence edilmiş bir beden.İşkenceyi yapan: Bir baba Üzerine kapatılan kapılar O’nu Rabbiyle baş başa bırakıyor. Şimdi ne odanın karanlığı acıtıyor içini ne de yaralarından akan kanlar. İmanın teselli etmediği yer mi var? ! Fakat bu kadar işkence kafi değil bu baba için. Mekke’nin kızgın kumlarına yatırıyor oğlunu. Yetmiyor ağır taşlar koyduruyor üzerine...Habeşli siyahi bir köle...Adı: Bilal-i Habeşi (ra) Suçu: Müslüman olmak.İşkenceyi yapan: Efendisi Umeyye bin Halef Kölesinin Müslüman olması çileden çıkartıyor o’nu:-Andolsun sen ölmedikçe yahut Muhammed’ ve onun dinini inkar etmedikçe bu azabı üstünden eksik etmeyeceğim. Ücretle tutulmuş müşrik çocukları tarafından boynundaki iple aç, susuz Mekke sokaklarında gezdiriliyor. Önce kızgın kumlara yatırılmış olacak ki, izleri hala sırtında. ALLAH ve Rasulünün aşkıyla yanan bir kalbe sahip bedeni kızgın kumlar ne kadar yakabilir ki! ? *** Urganla direğe bağlanıp bayılana kadar dövülen edep ve haya timsalidir O… Adı: Osman bin Affan (ra)Suçu: Müslüman olmak.İşkenceyi yapan: Amcası Hakem bin Ebu-l As Melekler bile haya ediyor O’dan.. *** Yeryüzünde yürüyen bir şehit...Adı: Talha bin Ubeydullah (ra) Suçu: Müslüman olmak İşkenceci: Nevfel bin Adviye İple bağlanıp işkence edilen bir sahabi de O.Ama ALLAH Rasul’ü O’ndan bahsederken “Yeryüzünde yürüyen bir şehide bakmak isteyen Talha’ya baksın” buyuruyor. *** Ve Habbab bin Eret... (ra) İşkencenin beklide en ağırı O’naydı. Efendisi Ümmü Ammar O’nu ateşe yatırır, vücudu ateşi söndürmeden kaldırmazdı. *** İşte...Bir yanda cahiliye bataklığının tam ortasında bir devir ve kalplerindeki yaratanına sığınma arzusunu kendisine bile faydası olmayan taşlarda arayan zavallı bir beşeriyet... Diğer yanda hidayet güneşinin aydınlığında asr-ı saadet denilen ve içlerinde daha dünyadayken cennetle müjdelenen nice hidayet erlerinin çıktığı bir insanlık.Peki neydi onları karanlık kuyuların güzel Yusufları yapan?Yusuf’un güzelliğine bir sebep kuyunun karanlığıydı belki de... Ya neydi onları secdelerin sultanı yapan?Sultanlığa sebep secdedeki zillet tacını giymekti belki de... Atalarının dininden ayrılıp Hak’kı dolayısıyla işkenceyi zulmü kabul ve tasdik edenler. İşte onlar... işte biz....Onların çektiklerini çekmeye hangimiz hazırız biz? ! Onlar neler çekti, biz, neler gördük?Her birimiz cahiliye kuyularında boğulmayan Yusufların aksine ahir zaman kuyularında boğulmaya talip olmuş gibiyiz! Düşünebildiği kadar insan olan insana Nebiy-yi Zişan’nın bu sözü kafi gelir herhalde: “Sizden öncekiler âhiret işlerinden arta kalan vakitlerini dünyaya harcarlardı. Sizler ise dünya işlerinden artan vakitlerinizi âhirete sarf ediyorsunuz.”İşkence edenler ve edilenler.. Dünya lezzetlerini tercih edenler ve âhireti özleyenler..Büyük bir göç var, herkes gidiyor. Zulmedenler de zulme uğrayanlar da zulme seyirci kalanlar da bu sevkiyata karşı koyamaz. Göç muhakkak. Bu göçte secdedeki zilleti tercih eden sultanların ...alıntı... önderliğiyle ahir zaman kuyularında boğulmayan Yusuf’lar olmak duâsıyla SLM VE DUA İLE KALIN İNŞ.... CELAL AKCAN))))))))
2 days ago
|
|
|
celal akcanwrote:
Temiz akıl sahipleri, yani düşünen bir toplumun derin düşünceli bireyleri
“Onlar ayakta, otururken ve yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yeryüzünün yaratılışı hakkında kafa yorarlar ve derler ki; "Ey Rabbimiz, sen bu evreni boşuna yaratmadın, sen böyle bir anlamsızlıktan münezzehsin, bizi Cehennem azabından koru! Ey Rabbimiz, sen birini Cehennem'e atınca onu perişan edersin. Zalimlerin hiçbir yardım edeni yoktur. Ey Rabbimiz, biz "Rabbinize inanınız " diye seslenen bir davetçinin çağrısını işittik ve hemen iman ettik. Ey Rabbimiz, günahlarımızı affeyle, kusurlarımızı ört ve iyiler ile birlikte canımızı al. Ey Rabbimiz, peygamberlerinin ağzından vaadettiklerini bize ver, kıyamet günü bizi perişan etme, kuşku yok ki sen sözünden caymazsın."1 Kur’an’ın hedefi, sorumlu bireyler oluşturmaktır. Yeryüzünü yaşanılır kılmak, derin düşünceli bireylerin ortaya çıkmasıyla mümkündür. Yüce Allah Âdem’den Muhammed’e kadar gönderdiği elçileri aracılığı ile gönderdiği mesajı ile bu hedefi gerçekleştirmek murat etmiştir. Duyan, gören, hisseden, anlayan ve kavrayan bireyler ancak gönderiliş amaçları olan yeryüzünü imar etme sorumluluklarını hakkıyla ifa ederler. Bundan dolayı da İslam’ın hedefi sorgulayabilen bireyler yaratmak olmuştur. Ancak bu özellikte olan bireyler yeryüzünde zulmü ve fitneyi defedebilirler. Tevhid ve adalet temelinde bir dünyayı inşa edebilirler. Temiz akıl sahipleri, yani düşünen bir toplumun derin düşünceli bireyleri, göklerin ve yerin bir keyfiliğin gereği olarak değil de bir hikmete binaen yaratıldığını akledip fehmederek her hallerinde tefekkür ve tezekkür halindedirler. Ayakta, oturarak, yatarken evet, her hallerinde göklerin ve yerin bir amaca matuf yaratıldığının bilincinde hareket ederler. Zaten kâinatın harikaları üzerinde düşünmeyen ve boş yere yaratıldıklarını düşünen insanlar, varlık hedeflerinden bigane olan akılsız olarak nitelenen varlıklardır ki yüce Allah bu özellikte olan insanlara “Hayvanlar gibidirler, hatta hayvandan da aşağı bir derekededirler” buyurmaktadır. Onlar hakikati görmez, duymaz ve fehmetmezler, çünkü kör sağır ve kalpsizdirler. İman edip eşrefi mahlûk olmak için görmek, duymak ve algılamak gerekiyor
Nov. 14
|
|
|
hi how r u
i have invite from u ammmmmmmmmm can i know who r u ? plz see u later
Nov. 9
|